• SEPETİM :

    0 ürün - 0,00 ₺

Sorularla Arabuluculuk Sınavına Hazırlık, 50 Soruda Arabuluculuk El Kitabı ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Mevzuatı (3 Kitap Kampanya)

Sorularla Arabuluculuk Sınavına Hazırlık, 50 Soruda Arabuluculuk El Kitabı ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Mevzuatı (3 Kitap Kampanya)

Sorularla Arabuluculuk Sınavına Hazırlık, 50 Soruda Arabuluculuk El Kitabı ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Mevzuatı (3 Kitap Kampanya)

1- Sorularla Arabuluculuk Sınavına Hazırlık

Önsöz

Bilindiği üzere 6325 sayılı Arabuluculuk Kanununun kabul edilmesi ile 2103 yılından itibaren uyuşmazlığa düşen tarafların uyuşmazlıklarını çözmede bir alternatif olarak arabuluculuktan faydalanma imkanı doğmuştur. Aslında toplumumuzda yasal bir düzenleme olmadan da çoğu bölge ve yöremizde gönüllü arabulucular sayesinde uyuşmazlık çözümlerinin yapıldığı ve Türk insanının bu konuda son derece istekli olduğu bilinen bir gerçektir. Feragat kültürü ve dostane çözüme sıcak bakma kültürünün toplumumuzda hiç de azımsanmayacak derecede olduğu da herkesin malumlarıdır.

Genel olarak alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri ve özelde arabuluculuk aslında toplumların barış içerisinde yaşaması, uzlaşma kültürünün yaygınlaşması, toplum refahının artması, stresli değil mutlu insanların daha çok olduğu toplum yapısının oluşması, kısacası; ülkelerin mutlu insanlar ülkesi olması yönünde önemli bir araçtır.

Tarihi insanlık tarihi kadar eski olan uyuşmazlığın doğmasını engellemek çokta mümkün değildir. Doğmasını engelleyemediğimiz uyuşmazlığın çabuk, etkin, kısa sürede ve yeni uyuşmazlıklar çıkarılmaksızın çözülmesi için en etkili yol olan arabuluculuk imkanının tanınması için ülkemiz açısından geç bile kalındığı söylenebilir. Dünyada 161. ülke olarak arabuluculuğu mevzuatımıza kazandırmak geç sayılsa da, beklenenin aksine, ülkemizde arabuluculuk uygulamaları kısa sürede benimsenmiş ve daha önce uygulamaya geçen ülkelerden daha ileri ve iyi uygulama örnekleri verilmiştir. Bu konuda arabuluculuğa Adalet Bakanlığının gerekli önemi ve desteği vermesinin önemli katkıları olmuştur. Özellikle 2013 ve takip eden birkaç yıl arabuluculuğa, kimi kesimlerde bir karşı duruş, reddetme, hatta yok sayma ve olumsuz tavır gösterilerek ilgi gösterilmediği ve ilk yıllarda yapılan sınavlara katılımın az olduğu gözlense de, 24 Kasım 2019 tarihinde yapılacak sınava 30.000' e yakın kişinin katılma başvurusunda bulunması arabuluculuğun genel kabul görmesi açısından son derece önemlidir.

Uyuşmazlığa düşen tarafların yapacakları en klasik ve bilinen yol; yargı yoluna başvurmaları ve sorunlarını çözmeleridir. Ancak, tüm ülkelerde uyuşmazlıkların boyutları, sayısı, niteliği değişkenlik gösterdiğinden, uyuşmazlıklar eskisinden daha çetrefil bir hal alması nedeniyle hızlı ve etkin bir şekilde çözümlenmemiş, bu durum insanları mutsuz kılmıştır. Bu nedenle alternatif uyuşmazlık çözüm yolları benimsenmekte ve uygulanmaktadır. Arabuluculuğa getirilen eleştirinin başında yargıya alternatif getiriliyor şeklinde bir söylem geliştirilse de; yargı yoluna başvurma hakkı her zaman korunmakta ve bu yol kapatılmamaktadır. Bu nedenle arabuluculuk yargıya bir alternatif değil, yargının yanında onun destekçisi bir müessesedir. Yargıya başvurma bir imkân olarak durmalı ve insanlar yargıya başvurabilmelidir. Ancak her zaman yargıya başvuran kişinin memnun kaldığı ve sorununu çözdüğü söylenebilir mi? Bu sorunun cevabı önem kazanmaktadır. Açılan her davanın bir kazananı olsa da diğer taraf açısından kaybetme ve mutsuz olma riski her zaman vardır. Dahası davayı kazananın da son tahlilde mutlu olmadığı haller son derece fazladır. Geç teslim olan bir hakkın yarattığı tahribat yanında sosyal ve ekonomik maliyet nedeniyle kazananın da mutlu olmaması muhtemeldir. Tüm bu nedenlerle insanlar; “..yargı hakkım bir kenarda dursun arabuluculuk yolunu bir deneyim, ne kaybederim ki ? “diye düşünerek arabuluculuk kurumuna yönelmişler ve ortaya hem ihtiyari arabuluculuk, hem de dava şartı arabuluculukta çok ciddi istatistikî rakamlar çıkmıştır. Ülkemizdeki uyuşmazlık çözme oranları ve arabuluculuğa müracaat oranları birçok ülkeden daha yüksektir.

Arabuluculuğun ülkemizde kabul edildiği 2013 yılında başlangıçta ihtiyari arabuluculuk kabul edilmişken arabuluculuğun beklenenden hızlı bir ivme ile gelişmesi ve toplumsal ihtiyaç, dava şartı arabuluculuğu zorunlu hale getirmiş, öncelikle iş uyuşmazlıkları açısından, kısa bir süre sonra da ticari uyuşmazlıklar açısından dava şartı arabuluculuk kabul edilmiştir. Gelişme böyle devam ettiği sürece dava şartı arabuluculuğun kapsamının genişleyeceği ve bir süre sonra tüm uyuşmazlıkları kapsayacağı beklenmelidir. Bu öngörümüzün haklı çıkma ihtimali son derece yüksektir. Süreç, oraya doğru gitmektedir. Hal böyle olunca arabuluculuk gelecekte daha çok aranan ve daha çok istenen bir meslek olarak ortaya çıkacaktır. 2014 yılında arabuluculukla ilgili (katılımında son derece az olduğu) bir panelde yazarlarımızdan Adem Albayrak 'ın sunumunu bitirirken “ Size 4 kelime söyleyeceğim. Buna inanın.... (geleceğin mesleği arabuluculuk olacak) ”şeklindeki inancımız aynen sürmekte ve gerçekleşme aşamasında olduğu da gözlemlenmektedir.

Ülkemiz açısından son derece önemli bir yer edinen arabuluculuk ile ilgili birçok kitap yazılmış ise de; son değişiklikleri içeren ve özellikle arabuluculuğun temel kavramları ve felsefesini okuyucuya yansıtan, yazarların 10 yıla yakın arabuluculuk bilgi ve birikimini yansıtan kapsamlı, tartışmalı konulara ışık tutan bir kitap yazma istek ve düşüncesi ile bu kitabın yazımına başlanmıştır. Yazıma başlandıktan kısa bir süre sonra yapılacak arabuluculuk sınav tarihi 24.11.2019 olarak açıklanmış ve sınava girecek arabulucu adaylarına yardımcı olması temel amaç haline gelmiş ve o doğrultuda kitap yazımına yön verilmiştir. Yapılacak sınavda “Temel Arabuluculuk Eğitim Katılımcı Kitabı” baz alınarak sorular hazırlanacağından sınavda çıkacak soruların adaylarca rahat bir şekilde cevaplanabilmesi için bu kitap rehber alınmıştır.

Bir özlü sözde de belirtildiği gibi “ Bir işin felsefesini bilmiyor iseniz, hiç bir şey bilmiyorsunuz demektir.” Kitapta, soru bankası şeklinde sorular hazırlamak yerine arabuluculuğun temelleri ve ilkeleri ile felsefesinin okuyucu tarafından öğrenilmesi ve bu kapsamda sınavda gelecek soruların daha kolay bir şekilde cevaplanmasını mümkün kılacağı düşünülmüş ve arabuluculuk sorularla anlatılarak okuyucunun arabuluculuğu tam bir şekilde öğrenmesine yardımcı olmak hedeflenmiştir. Gerçekten de arabuluculuğun temel ilkeleri, işleyişi ve felsefesinin bilinmesi sınavda başarılı olmanın önemli bir koşuludur. Her iki yazarın, daha önceki Arabuluculuk Kurulunda ve sınav kurulunda görev alması nedeniyle edindiği tecrübenin aktarılması ve soru tiplerinin çeşitliliği karşısında soru bankasından soru çözme yerine/yanında, konunun bilinmesinin daha faydalı olacağı değerlendirilmiştir.

Bu düşüncelerle soru bankası şeklinde değil, arabuluculuğu sorularla anlatma yolu seçilmiş, eksiksiz bir bakış açısı kazanan adayın sınavda başarılı olması amaçlanmıştır. Bundan başka özellikle dava şartı arabuluculukta uygulama sorunları derin bir şekilde ele alınmış, uygulayıcının önüne gelebilecek tüm sorunlu alanlara temas edilmek istenmiştir. Bu anlamda Bölge Adliye Mahkemesi kararları ve Yargıtay içtihatları belli oranda kitaba alınmıştır. İlk baskıda olabilecek eksik ve hataların okuyucudan gelecek yapıcı eleştiriler ile tamamlanacağı, bu anlamda her tür yapıcı eleştiriye açık olduğumuzu belirtmek isteriz.

Arabuluculuk ile ilgili tüm ilke, kavram, yasal düzenlemeler ve işleyiş en ince ayrıntısına kadar sorularla açıklanmış bulunmaktadır.

Kitap 4 bölümden oluşturulmuş, 1. Bölümde genel olarak alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, çatışma teorisi, arabuluculuğun temel ilkeleri ve aşamaları, arabuluculuğun idari yapısı ve genel olarak ihtiyari arabuluculuk uygulamaları sorularla anlatılmış,

2. Bölümde ise özellikle dava şartı arabuluculuk ile ilgili soru ve sorunlar ele alınmıştır.

Bundan başka daha önceki sınavlarda özellikle mevzuatta yer alan sürelerle ilgili sorular sorulduğu gözlemlendiğinden 3. Bölümde arabuluculukta yer alan tüm süreler “Arabuluculukta Süre Düzenlemeleri “ başlığı altında 35 madde halinde okuyucunun dikkatine sunulmuştur. Bu bölümün özel amacı sınavda sorulabilecek süre sorularının, adaylarca cevaplanabilmesini sağlamaktır.

4. Bölümde kitabın bütünlüğü ve okuyucunun kolay ulaşımı açısından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri, Türkiye Arabulucular Etik Kuralları ve 2019 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi “Arabuluculuk İle İlgili Mevzuat“ başlığı altında kitaba eklenmiştir.

Yazarlar Hakkında


Adem Albayrak (Yargıtay 15 Hukuk Dairesi Üyesi)

Arabuluculuk kanun komisyonu, arabuluculuk kurulu üyeliği ve arabuluculuk sınav kurulu, uygulama sınavı kurulu üyelikleri yapmıştır.

2010 yılından bu yana Türkiye'nin değişik yerlerinde arabuluculuk tanıtım seminerlerinde sunumlar yapmakta ve halen de devam etmektedir.

İlker Koçyiğit (Ankara BAM 3. HD Başkanı / Arabuluculuk Kurulu Eski Üyesi)

2013 yılından bu yana Türkiye'nin değişik yerlerinde arabuluculuk tanıtım seminerlerinde sunumlar yapmakta ve halen devam etmekte olup, Arabuluculuk Kurulu ve Uygulama Sınavı Kurulu eski üyesidir.

------------------------------------------------------------------

2- 50 Soruda Arabuluculuk El Kitabı

Önsöz

  • Soru ve Cevaplar ile Konu Anlatımı
  • Arabuluculuk Sınavına İlişkin Bilgiler
  • Arabuluculuk Uygulama Tecrübeleri ve Öneriler
  • Arabuluculuk ve İlgili Yargı Kararları
  • Arabuluculuk Tutanak Örnekleri
  • Avukatlar İçin İcra Edilebilirlik Şerhi Dilekçesi ve İcra Takibi Örneği
  • Arabuluculuk ile İlgili Mevzuat
  • Arabuluculuk Kanunu
  • Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği
  • Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi (2019 Yılı
  • Arabuluculuk Etik Kuralları

Günümüzde gelişmiş demokratik hukuk sistemlerinde her geçen gün yaygınlaşan ve uyuşmazlıkların çözümüne taraflar, toplum ve adalet sistemi bakımdan çok önemli katkılar sağlayan arabuluculuk, 22.06.2012 tarih ve 28331 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile hukuk sistemimizde yerini almıştır.

Arabuluculuk Kanununun gerekçesinde, devlete ait olan yargı yetkisinin mutlak egemenliğine vurgu yapılarak, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin, yargı sistemi ile rekabet içinde olmadığı ve yargı yoluna başvuru imkânını ortadan kaldırmadığı isabetli bir şekilde belirtilmiştir. Keza Anayasa Mahkemesi de, işbu çalışmada yer verilen kararları ve aynı doğrultudaki gerekçeleriyle Kanuna ilişkin iptal taleplerini reddetmiştir.

Arabuluculuk, mahkemelerin yerine konulmuş bir kurum değil; tarafların bağlayıcı bir şekilde anlaşabilmelerine, sağlıklı iletişimin ve toplumsal barışın sağlanabilmesine imkân tanıyan alternatif bir çözüm yöntemidir.

Ülkemizde arabuluculuğun gelişim süreçlerini yakından izleyen, bu süreçte arabulucu, avukat ve eğitimci olarak sürekli bir şekilde kurumun gelişmesi için çaba harcayan bir hukukçu olarak arabuluculuğun, toplumumuz ve hukuk sistemimiz için yeni bir sayfa ve gelişmiş medeniyet düzeyinde önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde arabuluculuk eğitimine katılan meslektaşlarımın konu anlatımını içeren ve uygulama için de yol gösteren bir kitap talepleri üzerine işbu çalışmama başladım. Bu kitabımda önceki yıllarda eğitim verdiğim arabulucuların bana yönelttikleri, yine taraf vekili olarak arabuluculuk ile ilgili bilgi sahibi olmak ve anlaşma için icra edilebilirlik şerhi almak durumunda kalan avukat meslektaşlarımın da sorularını da cevaplamaya çalıştım. Arabuluculuğun kuralları ve felsefesi yeterince anlaşılmadan, yalnızca test sorularının çözülmesiyle arabuluculuğun öğrenilemeyeceği kanaatindeyim.

Arabulucu ve Eğitici olarak temel amacım; kurallara uygun ve severek yapılan arabuluculuğun hukuk sistemimizin her alanına yayılmasını sağlama ve toplumumuz için huzur ve barışın tesisine katkı sağlamaktır. Zira tecrübe ettiğim arabuluculuk süreçlerinde, arabuluculuğun çok kişiyi mutlu ettiğine ve kavgalı olanları barıştırdığına tanıklık ettim. Sonuç olarak; arabuluculuk ile çok erken tanıştığım ve arabulucu olduğum için mutluluğumu belirtmek isterim.   

Yukarıda belirtilen amaçlara uygun olarak konu beş bölümde ele alınmıştır. Bunlardan ilk bölümde, temel sorulara verdiğim cevaplar ile arabuluculuğun temel kavramları, ilkeleri, uygulaması ile mevzuat ve uygulamaya ilişkin eleştiri ve önerilerim ele alınmıştır.

İkinci bölümle birlikte, arabuluculuk uygulamasına ilişkin yeni yeni çıkmaya başlayan Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemeleri ve İş Mahkemesi kararları arasında, uygulamada en çok tereddüt yaşanan konulara ilişkin kararlara yer verilmiştir.

Arabuluculuk sürecinde en çok zaman ayrılan hususlardan biri de tutanakların hazırlanmasıdır. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan tutanaklar örnek alınsa da, gelişen arabuluculukta farklı şablonların oluşturulması ve mümkün oldukça sayfa sayılarının azaltılması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Bu bağlamda, Daire Başkanlığının örnek şablonlarının yanı sıra, arabulucu olarak hazırladığım ve fiilen kullandığım farklı konulardaki güncel örnekler üçüncü bölümde takdirlerinize sunulmuştur.

Avukatların arabuluculukla ilgili en çok tereddüt yaşadıkları konulardan biri de, karşı tarafın arabuluculuk anlaşmasına uymaması halinde, neler olacağıdır. Keza arabulucular açısından da hazırlanan arabuluculuk anlaşmasının nasıl icra edilebilirlik şerhi aldığı merak edilmektedir. Bu bağlamda dördüncü bölümde; arabuluculuğun anlaşma ve son tutanağı, mahkemeye icra edilebilirlik şerhi için verilen dilekçe, mahkemenin gerekçeli kararı ve buna ilişkin icra takibinin nasıl yapılacağı, örnekleriyle adım adım anlatılmıştır.

Son bölümde ise, konu anlatımları ve tutanaklar yanında mevzuata da yer verilerek, arabuluculuğa ilişkin aranan hemen hemen tüm bilgiler işbu Arabuluculuk El Kitabından ulaşılabilmesi amaçlanmıştır.

------------------------------------------------------------------

3- Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Mevzuatı

Önsöz

Günlük hayatta mutlaka duymuşuzdur. Filmlerde, dizilerde de çok sık karşılaşırız bu deyimle: “Seni mahkemelerde sürüm sürüm süründüreceğim!”.

Bu deyimle biraz daha dramatik bir havaya bürünür olaylar, insanlar. Belki bir parça da ironi katar bu deyim ortamdaki dramatik havaya. Farklı bir pencereden baktığımızda ise, böyle bir deyimin kültürümüze yerleşmiş olması bile başlı başına dikkate alınması gereken bir olgudur. Çünkü bu deyim, artık mahkemeleri hak arama, uyuşmazlıkları çözme aracı olarak değil; adeta karşı tarafa eziyet çektirme, ondan intikam alma mecraları şeklinde görmeye başladığımızı ifade eder. Başka bir ifadeyle, uzlaşmacı ve çözüm odaklı bir bakış açısından gittikçe uzaklaştığımızın bir göstergesidir aslında bu durum. Ne var ki uzlaşma kültüründen uzak bu tutumun uyuşmazlıkları çözmek şöyle dursun, onları daha da derinleştirdiği; gelinen noktada yaşanan sürecin sadece davalıya değil, hem davacıya, hem de kamuya maddi ve manevi olarak zarar verdiği tecrübeyle sabittir. Çoğu zaman karşı tarafla iletişim kurmakla veya sadece bir özürle çözümlenebilecek uyuşmazlıkların bile mahkemelere taşınmasının pratikte hiçbir tarafa bir yararının olmayacağı a şikârdır. Böyle bir bakış açısıyla açılan davalar sonucunda mahkemelerde yığılan onca dosya ve giderek işin içinden çıkılamaz hale gelen iş yükü nedeniyle yargılama sonucunda hakkaniyete uygun bir karar verilse dahi- adaletin geç tecelli etmesi yüzünden sürdürülen davalar kendisinden beklenen faydayı sağlamayacaktır.

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri taraflara kendi iradeleri ile uyuşmazlıklarını çözmelerine fırsat tanıyarak tarafların müzakere ve uzlaşma zemininde barışçıl yöntemlerle haklarına kavuşmasına hizmet etmekte; böylece bir yandan uyuşmazlıkları ortadan kaldırdığı için mahkemelerin iş yükünü azaltmakta, diğer yandan barışçıl yöntemlerle çözüm aradığı için toplumda müzakere ve uzlaşma kültürünün oluşup, yerleşmesinde rol oynamaktadır. Hukukumuzda son yıllarda gündeme gelen ve uygulama alanı giderek genişletilen arabuluculuk kurumunun da, bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak, mahkemelerin iş yükünün azalması ve toplumda müzakere ve barış kültürünün gelişmesinde çok büyük katkıları olacaktır. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın 02.01.2018- 27.05.2018 tarihleri arasındaki veriler çerçevesinde yayımlamış olduğu istatistiklere göre dava şartı arabuluculuk uygulamasında arabulucu görevlendirilmesi yapılan toplam 127.845 dosyadan 38.667’si arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşma sağlanarak sonuçlandırılmıştır. Bu da dava şartı arabuluculuk uygulamasının en azından uyuşmazlığı çözme ve mahkemelerin iş yükünü azaltma noktasında yüzde % 65 civarında bir başarılı sağladığını göstermektedir.

Son zamanlarda arabuluculuğun toplumumuzun gündemine oturmasını sağlayan iki önemli gelişme meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 7155 sayılı Kanunla 5/A maddesi eklenmiş ve artık konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvuru dava şartı haline getirilmiştir. İş hukuku ve ticaret hukuku alanlarındaki uygulamasından sonra, dava şartı arabuluculuğun diğer alanlarda da uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmaya başlanmıştır. Görünen o ki, dava şartı arabuluculuk uygulaması iş hukuku ve ticaret hukuku alanlarıyla sınırlı kalmayacaktır. Arabuluculuğun gündemimize oturmasını sağlayan bir diğer gelişme ise önümüzdeki aylarda yapılması planlanan arabuluculuk sınavlarıdır. Bilindiği üzere, Adalet Bakanlığı arabulucu ihtiyacına yönelik olarak, 24 Kasım 2019’da yapacağı “2019 Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Sınavı” ve 26 Temmuz 2020 yılında yapmayı planladığı “2020 Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Sınavı” sonucunda toplam 10.000 tane arabulucu istihdam edeceğini duyurmuştur.

Son zamanlarda yaşanan bu gelişmeler göstermektedir ki, arabuluculuk kurumu uyuşmazlıkları müzakere ve uzlaşma zemininde barışçıl yöntemlerle çözmeye, böylece mahkemelerin iş yükünü azaltarak adaletin zamanında tecelli etmesine ve nihayet barışçıl yöntemler kullandığı için toplumsal barışın tesisinde etkin rol oynamaya devam edecektir. Bu noktada, arabuluculuğun toplumuzda kabul görmesi, yaygınlaşması ve etkin bir şekilde işletilmesi için biz hukukçulara çok iş düşmektedir. İşte elinizdeki bu çalışmanın ortaya çıkmasını sağlayan düşünce budur. Arabuluculuk kurumunun ülkemizde kabul görmesi, yaygınlaşıp etkin bir şekilde işletilmesi noktasında bizim de çorbada tuzumuz olsun istedik ve adeta taşın altına elimizi koyarak bu çalışmayı hazırladık.

Çalışmamızda hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa ilişkin mevzuat hükümleri özgün bir tasniflemeye tabi tutulmuştur. Bu tasnifleme yapılırken, hiyerarşik düzenden ziyade en çok ihtiyaç duyulacak veya en sık kullanılacak mevzuat metinlerinin daha erişilebilir olması fikri esas alınmıştır. Bu çerçevede çalışmamızın birinci bölümünde hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa ilişkin temel metinlere yer verilmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa ilişkin temel düzenleme olan “6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu”na öncelik verilirken, hemen ardından sıkça kullanılacağı düşünülerek “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği”ne yer verilmiştir. Yine bu bölümde, “6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu”nun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri de yer almıştır. Yine, 6325 sayılı Kanunun şimdiki halini almadan önce geçirdiği aşamaları göstermek adına “Hükümetin Teklif Ettiği Metin” ve “Adalet Komisyonunun Kabul Ettiği Metin” de karşılaştırmalı olarak bu bölümde okuyucuya sunulmuştur. Çalışmamızın ikinci bölümünde hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa ilişkin hükümler içeren diğer mevzuat hükümleri öncelikle normlar hiyerarşisine uygun olarak sınıflandırılmış ve en sık başvurulabilecek olanlara öncelik vermek suretiyle bu hükümler sıralandırılmıştır. Çalışmamızın üçüncü ve son bölümü ise arabuluculuk faaliyeti sürdürülürken düzenlenmesi gereken tutanak, sözleşme ve karar gibi belgelere ilişkin örnek şablonların yer aldığı kısımdır. Bu bölümün özellikle arabuluculuk faaliyetini yürüten uygulayıcılara fayda sağlaması beklenmektedir.

Barkod : 9786053008699X

Yayın Tarihi : 2019 Eylül

Kapak Türü : Karton Kapaklı

Kağıt Türü : I.Hamur

Baskı Sayısı : 1

Sayfa Sayısı : 720

Ebat : 16x23,5

Takım : 3 Kitap

Dili : Türkçe

Ekler :

Yorum Yap

Not: HTML'ye dönüştürülmez!
  • Kötü
  • İyi

Kampanya ve duyurularımızdan haberdar olmak ister misiniz?