• SEPETİM :

    0 ürün - 0,00 ₺

Kriminoloji Dergisi Yıl:2 Sayı:2

Kriminoloji Dergisi Yıl:2 Sayı:2

Kriminoloji Dergisi Yıl:2 Sayı:2

  • Fiyatı 10,00 ₺

İlgili Kategoriler

Dergiler / Kriminoloji Dergisi
Hırs, Doyumsuzluk, Suç ve İnsan
Ekonomi biliminin temel olgusu -homo economicus- yani -ekonomik insan, kendi çıkarını düşünen insan-dır. Bu tanım değişik ülkelerdeki farklı uygulamaları açıklayan ve evrensel bir niteliğe sahip olan temel bir insani unsurdur. Kişisel çıkar, kişinin kendi ailesi veya arkadaş gruplarının refah ve saadetini de içerebilir. Düşünürlerin -hırs- ve -tamah-, ekonomistlerin ise, -yararın en çoklaştırılması- biçiminde tanımladıkları kişisel çıkar, üretim sürecinde denetlenememesi, yolsuzluğun yaygın hale gelmesine yol açabilmektedir. İnsan yaratılışı itibariyle, sonsuz istekleri olan, açgözlü ve çıkarcı bir yaratıktır. Böyle olduğu için, doyumsuz arzuları ile kıt kaynaklara sahip bir doğanın arasında kalır ve zamanının çoğunu sınırsız istekleriyle karşılaştırdığında kısıtlı olan kaynakları nasıl kullanması gerektiğine karar vermekle geçirir.
Yaklaşık bin yıl kadar önce Wang An-Shih Çin-deki yolsuzluğu -kötü kanunlar- ve - kötü insanlar- olarak tarif etmiştir. Çünkü kötü kanunları yapan ve uygulayan insandır. Ülkelerin tarihsel ve kültürel değerleriyle evrensel kriterler arasındaki farklılıklara rağmen yolsuzluk olgusunu açıklayan ve evrensel bir niteliğe sahip temel etken -kişisel çıkar-, yani yolsuzluğun insan boyutudur.
Ekonomi bilimi, insanoğlunun maddi çıkarına nasıl uygun geliyorsa öyle hareket ediyor olmasını bir veri olarak kabul eder ve bu çıkarcı ve açgözlü yaratığa, tüketim kavgasında nasıl başarılı olabileceğini göstermeyi hedefler. Amaçlanan -kişisel çıkar-ı dönüştürmek değil; doyumsuz isteklerini kısıtlı olduğu öne sürülen kaynaklarla nasıl karşılayacağını kararlaştırmaktır. Diğer yandan, insan kendisine yakıştırılan homo-economicus tanımı gereği hiç doymayacağından, ekonomik sıkıntı ve problem daima devam edecektir.
Tarih içinde kişisel çıkarı tatmin etmenin yolları araştırılmış, en serbest piyasa ekonomisinden en katı merkezi planlamaya, katıksız kapitalizmden katıksız komünizme kadar pek çok yöntem önerilmiştir. Ancak, temel olgu aynıdır. Bu ilke, ekonomi biliminin kurucusu Adam Smith-in 1776-da dile getirdiği aksiyomdur. Bu teori, insanın her halükarda kişisel çıkarı peşinde koşacağını iddia etmektedir. İnsan yaşamını, işçi ise en yüksek ücreti almaya, iş adamı ise en kârlı ürünü üretmeye ve yapabileceği en yüksek kârı yapmaya adayacaktır. Yani insan asla doymaz. Sürekli daha fazlasını arzu eder. Hep elinde olmayanı ister. Bu yüzden kendisinin olmayan şeylere el uzatır, sahibi olmadığı şeye nefretle bakar, kendisinin olması için elinden geleni yapmaya çalışır. Sonuç olarak yasal olmayan yollara başvurmaktan asla çekinmez. Bu noktada birçok metot uygular. Böylece hukuka uygun olmayan birçok aktivite gün yüzüne çıkmaktadır. Bunlara genel olarak -yolsuzluk- demekteyiz. Çünkü yolsuzluk, girişilen bütün hukuka aykırı eylemleri kapsamaktadır.
Kişisel çıkar, iyi yönetildiği takdirde üretici etkinliklere yönlendirilerek, kaynakların verimli kullanılmasını sağlayabilir. Kötü yönetilen kişisel çıkar ise; toplumsal refah konusunda yıkıcı bir etki yaparak kaynakların israf edilmesine yol açar. İnsanların kaynakları hem üretim hem de kişisel yarar sağlamak amacıyla kullanmaları durumunda ekonomik etkinliğin olumlu yararları bölünerek ekonomik anlamda rant arama olarak tanımlanan süreç başlar.
Emile Durkheim, hangi sosyal ortamlar suç potansiyeli yaratabilir sorusuna; alturisktik, fatalistik, anomik ve egoistik kavramları ile cevap vermektedir. Esas olarak ifade edilen ana tema ise; topluma ve insana düşen görevler vardır. Toplum vatandaşlarını günlük yaşam koşullarına karşı sağlıklı bir şekilde yönlendirecek değerleri ve bilgileri ortaya koymakla sorumludur. Diğer yandan vatandaş da bu değerlere ve bilgilere kendisini bağlamakla sorumludur. Bu sorumluluklardan topluma yönelik olana düzenleme, vatandaşın sorumluluğuna ise; uyum sağlama olarak ifade edilmektedir (İçli, 1994).
Bireyin az veya hiç entegre olmama durumunda, birey sadece kendi bireysel varlığına, kendi arzu ve isteklerine önem verirken toplumsal kurumların ortaya koyduğu kuralları ve toplumsal insani değerlerin ifade ettiği hususlardan hiçbirini yeterince önemsememektedir. Birey başkalarına karşı sorumlulukları nelerdir gibi olguları düşünmekten ve bunları ciddiye alıp kendisine yön verme anlayışından çok uzaklarda kalmaktadır. Sadece kendi istek ve arzularını gözeten ve bu isteklerini yanlış veya doğru yollarla elde etmekten başka bir şey düşünmeyen, diğer insanlara vereceği zararları önemsemeyen insanlar suç potansiyeli yüksek vatandaşlar olmaktadır (Mutlu, 1998).
Suçun incelenmesi, insan davranışlarının anlaşılması hususunda getireceği büyük katkı bakımından önemlidir. İnsan davranışları normlara uyan ve normlardan sapıcı olmak üzere ikiye ayrılır. İnsanın normlardan niçin ve nasıl saptığını bilmediğimiz sürece insan tutum ve davranışlarını anlamak, açıklamak ve bunları kontrol altına almak mümkün olamaz.
-Anomi- adıyla bilinen Robert Metron-un geliştirdiği teorik yaklaşım önemlidir. İçli-ye göre; teorideki temel varsayım; toplumun değer yargılarına göre esas alınan unsurlarla bu hedeflere varmak için bireyin başvurması gereken kurumsallaşmış yöntemler arasındaki uyumsuzlukların sonucu olarak suç olayı ortaya çıkar. Teoriye göre; para gibi maddi değerlere ve bireyin kendi çıkarlarına çok önem vermesini ifade eden veya bencil olmayı telkin eden, değerler sistemi için daha çok geçerli olmaktadır. Böyle bir toplumsal yapıda bir yandan bireyin başarılı olması istenmekte, diğer yandan başarıya giden yolların veya fırsatların vatandaşlar arasındaki dağılımı eşitsizliklere ve haksızlıklara neden olabilmektedir.
Bu teoriye göre; birey içinde bulunduğu koşullara uyumluluk, yenilikçilik, şekilcilik, geri çekilme ve isyan gibi duygularla uyum sağlamayabilmektedir. Hangi durumlarda hangi yöntemin seçileceği bir noktada, bireyin kararı olup ve bireyin içinde bulunduğu sosyal koşullara bağlı olmakta veya bireyin kendi değerlendirmesine bağlı olmaktadır (Mutlu, 1998).
Teoride bireyin içinde bulunduğu koşullara uyum sağlama tiplerinden olan yenilikçilik; kültürün etkisi ile bireylerin amaçlarına asimile edildikleri, fakat başarı için yolları ve amaçları yönlendiren kurumlaşmış normları içselleştirmedikleri zaman ortaya çıkar. Birey kısa ve aykırı yollardan başarılı olmayı tercih eder. Genel olarak başarılı olma, para kazanma şeklinde kabul edildiğine göre, ikinci işte veya çok çalışarak değil de, usulsüzlük yaparak, rüşvet alarak veya yasalardaki açık noktaları istismar ederek hedefe ulaşma bireyin uyum tarzı olmaktadır. Birey güç ve saygınlık elde etmek, günlük yaşamında varlıklı olmak istemekte, bu amaçlarını değerlere ve yasalara ters düşen yollardan elde temektedir. Mafya, organize suçlar, rüşvet ve diğer yolsuzluklar bu türe örnek verilebilir.
Rekabete dayalı kapitalist ekonomik modeli uygulayan Amerika-da toplumda egemen olan kolay ve çabuk kazanma görüşü bu tür suçların gelişmesinde çok etkili olmuş ve böylece Amerika-da dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan sayıda beyaz yaka suçlarının varlığı dikkat çekmektedir.
Ayrıca küreselleşme trendinin hızlanmasına paralel olarak ahlaki evrensellik de giderek yayılmakta ve kurumsallaşmaktadır. Küreselleşme ile bir nevi küresel ahlak oluşmaktadır. Bugün insanların toplumsal yaşam içerisinde uymaları gereken ahlaki kurallar bütün dünya ülkelerinde birbirine benzeme veya yakınlaşma görülmektedir. Yani toplumca uyulması istenen davranış, tutumlar gibi unsurlar tüm dünyada giderek birbirine benzemektedir.
Kriminoloji Dergisi-nin bu sayısında;
Mehmet Kul, Recep Tayfun ve Cevdet Zengin tarafından yazılan -İçerik Analizi Işığında: Kadınların Suç Korkusu veya Güvensizlik Algısı- başlıklı makalede, suçun en travmatik sonucu olan suç korkusu incelenmiştir. Resmi suç istatistiklerine göre erkekler daha fazla suça maruz kalmalarına karşın, kadınlar daha çok suçtan korkmaktadır ve dolayısıyla kadınlar güvenlikle ilgili kavramlara daha çok önem vermektedirler. Bu literatür bilgisini makale yazarları, içerik analizi ışığında incelmiş ve yaptıkları analiz sonrasında kadınların daha çok -güvenlik-, -emniyet-, -huzur-, -koruma ve kollama- gibi kavramları ön plana çıkardıkları, erkeklere göre bu kavramlara daha çok önem verdikleri dolayısıyla suç korkuları erkeklere göre daha fazla olduğu sonucuna ulaşmışlardır. -
İlkay Akyay ve İsmail Yılmaz, -Küresel Terörizmin Finansmanı ve Mücadele- isimli makalelerinde, betimleyici bir metotla, terörün küreselleşmesi ile daha görünür hale gelen terör ekonomisi ve terörün finansmanı konularını irdelemekte, terör örgütlerinin legal illegal gelir kaynaklarını sıralamakta ve örgütlerin bu kaynakları eylemlerini ve elemanlarını finanse etmekte nasıl kullandıklarını izah edip, gelenekselin dışında bir mücadele yaklaşımı tavsiyesinde bulunmaktadırlar
Özkan Gök makalesinde, 1970-li yıllardan itibaren merkezi ve reaktif bir bakış açısına sahip olan Geleneksel Polislik anlayışının yerine suçla mücadelede proaktif ve karar verme sürecinde merkezi olmayan bir bakış açısını esas alan Toplum Destekli Polislik felsefesini açıklayarak, bu anlayışın Türkiye-deki gelişimine yer vermiştir.
Özer, Çelik ve Akbaş -The Predictive Value of IQ on Delinquency: A Test of Competing Explanations- isimli makalesinde, Amerika Birleşik Devletleri Pennsylvania eyaletinde toplanmış olan veri kümesini kullanarak, çok değişkenli analiz ve yol analizi istatistik tekniklerini kullanmak suretiyle kişilerin IQ seviyesi ile suça karışmaları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemektedirler.
Akbaş ve Özer, -The Evolution of Social Disorganization Theory: From Systemic Model to Collective Efficacy Theory- isimli makalelerinde, suçu makro perspektiften açıklayan Sosyal Düzensizlik Teorisi-nin, hem Sistematik Model hem de Kolektif Etkililik Teorisi-nin gelişiminde bulunduğu katkıları ele almaktadır.
Mahmut Cengiz, -Fundamentals of Country Level and Global Policing in the Literature- isimli makalesinde, halihazırda dünyada nükleer maddelerin hırsızlığı ve kaçakçılığı olaylarının devam etmesine karşın bu maddelerin terör ve organize suç örgütleri tarafından kullanılması potansiyeline ilişkin çok az araştırma bulunduğunu vurgulamakta ve bu maddelerin hırsızlığı ve kaçakçılığını analiz etmeye imkan sunan alternatif metodolojiler üzerinde durmaktadır.
Atilla Çınar -Türkiye-de Akaryakıt Kaçakçılığının Boyutu ve Yöntemleri Üzerine Bir Analiz- adlı makalesinde, Türkiye-de akaryakıt kaçakçılığının mafya yönünü irdeleyerek akaryakıt kaçakçılığının ekonomik boyutuna değinmiş ve kaçakçılıkla ilgili ülkede kullanılan yöntemleri yazmıştır.
Yusuf Arıkan, -Spor Organizasyonlarında Şiddet, Sosyo-Kültürel ve Ekonomik Faktörler- isimli makalesinde; Küresel bir problem olan, sporda şiddet ve holiganizme karışan kişilerin bir çoğunun Alt gelir grubları ve kapalı sosyal çevrelerden geldikleri anlaşılmıştır.

Editorial
Greed, Dissatisfaction, Corruption, Crime and Individual
The fundamental phenomenon of economics is -homo economicus-, i. e. -economical man or man who thinks his own interest-. This is a universal fundamental definition which explains different practices in different countries. Personal interest may also include the welfare and happiness of one-s family or friends. Personal interest, which is defined by scholars as -greed-, and as -maximization of the benefit- by the economists, can lead corruption if not controlled in the production process. Human-being is by nature a covetous creature with infinite desires. That is why; he is torn between his desires and the nature with limited resources, so spends most of his time deciding how to use the limited resources when compared to his unlimited desires.
About one thousand years ago Wang An-Shih defined the corruption in China as -bad laws- and -bad people-, because people themselves were those who made and enforced laws. The main factor in explaining the phenomenon of corruption is again -personal interest-, i. e. the human dimension of corruption, despite the differences between the historical and cultural values of nations and the universal criteria.
The science of economics records it as a data that man acts according to his material interests, and this science aims at teaching this greedy creature how to be successful in such a consumption fight. The main aim is to decide how to meet the unlimited desires with limited resources, not converting the -personal interest-. On the other hand, since human being is never satisfied as stated in the definition of homo-economicus, economical problems and difficulties will always remain.
Throughout history, ways to satisfy personal interest have been searched and many methods have been proposed from the most liberal market economy to the strict central planning and from pure capitalism to pure communism. However, the main concept is always the same. This principle is the axiom stated in 1776 by Adam Smith, the founder of the economics. This theory claims that human being will always be after his own personal interest no matter what happens. If he is a laborer, he is going to dedicate his life to get the highest wages, if he is a businessman he is going to dedicate his life to produce the most profitable product and get the highest profit. That means man is never satisfied. He always wants more. He always wants what he does not have. Therefore, he tries to get anything he does not own. He hates what is not his own, and he tries hard to get what he does not have. As a result, he never hesitates to apply to illegal actions. In this respect, he applies many methods. Many illegal activities appear, but in general terms we call them -corruption-, because corruption involves all actions committed against law.
Personal interest can ensure a productive usage of resources by if it is led towards productive activities. On the other hand, misdirected personal interest leads to the waste of resources with a destructive effect. When people use resources for production purposes and personal interest, positive results of the economic activity is divided and the process of search for an economic rent starts.
Emile Durkheim explains the question of the social environments having a criminal potential by using the concepts of altruistic, fatalistic, anomic and egoistic. The main point of this explanation is the tasks to be carried out by the society and the individual. The society is responsible for releasing the values and information to direct the individuals towards a healthy daily life. On the other hand, the individual is responsible to be bound by these values and information. The responsibility of the society is making regulations and the responsibility of the individual is integration (İçli, 1994).
When the individual lacks integration to the society, he does not care about the rules and issues related to the social values, while caring only about his personal desires. Individual falls apart from thinking about his responsibilities towards others and leading himself according to these responsibilities. Individuals, who seek only their own interests and desires, and thinks nothing but to get them by the right or wrong way, and do not care about the damages to other people, are those who have a higher criminal potential (Mutlu, 1998).
Examination of crimes is important for its contribution in the understanding of human behavior. Human behavior is divided into two; behavior conforming the norms or deviating from the norms. Unless we learn how and why an individual deviates from the norms, it would be impossible to learn, explain and control the human behavior.
Icli quotes Robert Metron, who developed the theoretical approach known as -anomy-. The theory claims that criminal action appears when a conflict occurs between the fundamental components of the social values and the institutionalized methods an individual needs to apply. According to this theory, this is more common in an environment where the individual cares more about material values and personal interests, or in an environment which encourages selfishness. In such a social context, the individual is supposed to be successful, but on the other hand the distribution of the opportunities among people leads inequalities and injustice.
The theory claims that individual may not conform to the surrounding circumstances via creativity, formalism, withdrawal and revolt. The method to be selected depends on the decision of the individual and the social conditions he is in.
In this theory, creativity occurs when individuals are assimilated to the objectives, but lack in internalization of the ways to success and institutionalized norms directing the objectives. Individual prefers to be successful via shortest and contradicting ways. Being successful is generally connected to gaining more money, that is why individuals- way of integration is not by working hard or acquiring a second job, but by corruption or bribery or abusing the gaps in the law. Individual desires power and dignity, and being wealthy in the daily life, but achieves these goals by means of violating the values and laws. Mafia, organized crimes, bribery and other corruptions are among these types of actions.
In the United States, where a competitive capitalist economic model is applied, the view of fast and simple way of earning money is dominant in the society, and this is the reason for the development of these types of crimes. This is also the reason that the United States has the highest level of white collar crimes in the world.
Besides, in line with the speed of the globalization, moral universality is becoming common and institutionalized. A kind of a global morality is also created through globalization. Today there is a tendency to have similar moral values to be applied by people in societies around the world countries. That means behavior and attitudes that are expected from societies are becoming more and more similar.
In this study, the fear of crime is examined by Mehmet Kul, Recep Tayfun and Cevdet Zengin which is the most traumatic result of crime. According to official statistics, the majority of victims of crime are men, whereas are women are much more fearful of crime. Therefore, women give importance to policing and security related concepts. With regards to the fear of crime literature, the authors conducted a content analysis methodology and the findings implied that more focus paid by women to the concepts of -security-, -safety-, -peace- and -protection-. Therefore, they attach more importance to these concepts than do men. It is concluded that women-s fear of crime is much higher than that of men.
In this article of İlkay Akyay and İsmail Yılmaz, the nature of the terror economy is explained, legal and illegal sources of terror economy are laid out, the methods and techniques to make this income available for the use of the organization are shown and some combating methods out of traditional are advised.
In his article, Ozkan Gok explains Community Policing approach which has emphasized proactive problem solving mechanisms and noncentral decision making process during fight against crime while traditional policing has been characterized by reactive responses to crime and central viewpoint on decision making. The author also explains the evolution of Community Policing approach in Turkey.
Akbas and Ozer in their article examine the contributions of Social Disorganization Theory, explaining crime from macro level perspective, in the development of Systematic Model and Collective Efficacy Theory
Using the dataset collected in Pennsylvania State in the United States of America and employing a multivariate data and path analysis, Ozer, Celik and Akbas in their study examine whether there is a significant relationship between IQ levels of individuals and their involvement in crimes
In his article Mahmut Cengiz, he emphases the lack of researches on the ongoing theft and smuggling of nuclear materials, which there is a potential that these materials can be used either terrorist organizations or organize crime groups and presents a set of various methodologies that analyze those theft and smuggling of nuclear materials.
Atilla Çınar refers to economic extent of oil smuggling in Turkey by reminding its aspact of mafia and compiles its ways used in country in his article named -An Analysis On Extent and Methods Of Oil Smugling in Turkey-.
In his article titled Violence in Sports Events and its Socio-Cultural and Economical Factors, Yusuf Arıkan states that violence and hooliganism have become global problems, and those who are involved in these actions are more likely to be coming from the low income groups and close social environments.

Barkod : 1307668X22

Yayın Tarihi : 2010 Temmuz

Kapak Türü : Karton Kapaklı

Kağıt Türü : I.Hamur

Baskı Sayısı :

Sayfa Sayısı : 168

Ebat : 16x23,5

Takım :

Dili : Türkçe - İngilizce

Ekler :

Yorum Yap

Not: HTML'ye dönüştürülmez!
  • Kötü
  • İyi

Kampanya ve duyurularımızdan haberdar olmak ister misiniz?